Akıl akıl da, o akıl ‘konu Ereğli’ olunca çalışmıyor.
Açıkçası çalıştırılmıyor.
Bu akıl tuhaf bir akıl.
Bu akıl özgür değil.
Bu akıl tutsak.
Ereğli’nin ayağına kalın kalın zincirlerle bağlanmış bir pranga.
**
1999’dan sonra Düzce’de yeni bir deprem daha yaşandı.
Ereğli açısından acı bir gerçeği daha ortaya çıkardı bu deprem.
Nedir?
Cam fabrikası,
Biliyorsunuz Düzce’de cam fabrikası var.
Hammaddesi Kandilli’den gidiyor.
Bakirliği ile ünlü Allacaağzı’nı delik deşik ederek yüklüyorlar ağır tonajlı kamyonlara ve götürüyorlar silisyumu Düzce’ye.
Biliyorsunuz hizmet fakiri olan Ereğli’de çevre yolu da bulunmadığından bu kamyonlar ilçe merkezinden geçip giderek taşıyorlar hammaddeyi.
Akıl akıl.
İşte o malum akıl!
Ereğli’de liman da var ama camın hammaddesi ta Alacaağzı’nın doğasını da yok ederek Düzce’ye taşınıyor.
Allah Allah!
Hiç akıl işi mi?
**
Oysa akıl işi bu.
Ne yazık ki gerçek ve doğru.
Sebebi de şu:
Düzce’ye silisyumun taşınması olayının altında teşvik var teşvik.
Düzce teşvik bölgesinde.
Bundan dolayıdır ki, Düzce’de mantar gibi fabrikalar kuruluyor. OSB patlaması boşuna mı yaşanıyor Düzce’de.
Şudur; Düzce’nin Ankara’da adamı var, Ereğli’nin ise yok!
Düzce’ye helal, Ereğli’ye yuh!
Ereğli cüzzamlı.
İtilmiş.
Kakılmış.
Ve sahipsiz.
Laylaylom havalarıyla geçip gidiyor işte günler.
**
Yine aynı vurguyu yapacağım bıkmadan usanmadan.
Ereğli 30-40 sene önce daha akıllıydı.
Daha istekliydi.
Daha çok sorunlarına sahip çıkıp çare arardı.
Demiryolunu Arifiye’ye bağlamak, var olan havaalanını büyütmek isterdi.
Şimdi mi?
Sözünü eden bile yok ki!
**
Şimdi biri ya da birileri çıkıp da “hammadde burada cam fabrikasını buraya niye kurmuyorsunuz?” der mi?
“Ereğli teşvik kapsamına alınsın” diye kapı kapı dolanır mı?
“Ereğli’nin hakları çiğneniyor, bizim artık il olmamız gerekiyor” diyebilir mi?
Var mı öyle koltuğunu dolduran?
Hayır!
Sevgili okurlar Ereğli’nin Kızılcapınar Barajı’nı besleyen Kurtlar Suyu’nu alıp 3 kilometrelik tünelle Ulutan Barajı’na “Doğanlı suyu” diye akıttılar da, “Bu kadar da olmaz ayıp” diyen olmadı.
Demiryolunu söktüler, tarihi lokomotifini kestiler de arazilerine çöküldükten sonra, son tarihi eser DDY tamirhanesini bile yıkıyorlar biliyorsunuz.
Ereğli’nin eski hastane binaları, belediye binası, terminali, emniyetin binası, hükümet konağı yıkılmış ve şimdi de okulları yıkılıyor ve de bu yıkıkların tam ortasında aradığımız ışığı da bulamamak ne acı değil mi?
Acımız o kadar çok ki.
En acısı da, Ereğli bunları bile konuşmuyor/konuşamıyor!
Tüh!
Hepimize!