Vitrinlerde yazıyor şu marka şu model telefon 4999 lira.
Aha!
Kaç kaç?
4999 Törkiş!
Sordum ki “Bu daha ne ki; 10 binlik telefon bile var.”
Nasıl?

Akıllara durgunluk verecek rakamlar.
Elde taşınıyor, masalarda hava olsun diye ortaya çıkarılıyor ve muhabbetin demi de telefonun özelliği üzerine oluyor.
Benim ki, şöyle seninki nasıl?
Ya işlevi?
Ha o mu, bir tek yemek yapmıyor.
“Geyikliğe dur!” diyerek, işin özüne gelelim en iyisi.
Yoksa kafayı yememek mümkün değil.

Bu yıl daha çok bahçe işleri ile uğraşmaya zaman ayırınca bir gaza geldik bir gaza geldik ki, süper!
Toprak ve hayvan sevgisi insanın kendine yaptığı en büyük iyilik.
Sevgiyle yaklaşıyorsunuz her ikisine de.
Dostum ile maço hayvan sevgimizi paylaşıyorlar bizlerle.
Şükür, toprağımız da var. Ekelim dedik, ektik de. Fide bul, sula, büyüt derken, zaman içinde hedefi büyütüp gözümüzü yükseklere diktik.
Bir sera yapsak da, bu merakımızı daha da yaygınlaştırıp organik beslensek.
Fena da olmaz hani.
Sera fiyatlarını araştırdık ki çeşit çeşit.
Bin liraya da yaparsınız, beş bin liraya da.
Beş binlik bir sera mükemmel olur. İçinde yok yoktur valla. Güneş enerjisi bile kurup, aydınlatmak olası.
Yapınca tam yapacaksın hani.
Ama rakam çok mu çok; beş bin lira.
Yok ki, bir beş binlik telefonumuz ki satsak da sera kurup sebze yetiştirsek.

GÜNÜN HABERİ:

Dinci, kendi inanç ve görüşlerini başkalarına gerekirse yahut gücü yeterse zorla kabul ettirmeye çalışır. İnancı ile yaşantısı çelişse de o bunu pek dert etmez. Zira onun daima bir bahanesi vardır. Lakin şayet aynı durumda olan başkaları varsa onların hiçbir bahanesi ona göre geçerli değildir.

Dindar, kendisi gibi inanmayanların bile sevgi ve saygısını kazanma erdemini önemser. Ayrıca onun temel ilkelerinden biri yaratılanı yaratandan ötürü sevmektir. Dindar, doğadaki tüm canlılara da hak nazarıyla bakar ve onları korur. Dinci ise kendisi gibi inanmayan ya da düşünmeyenlerin nefretini kazanmayı başarı sayacak kadar bağnazdır. Ona göre doğa ve doğadaki her canlı, insana hizmet için yaratıldığından onlara zarar vermenin bir sakıncası olmadığını düşünür. Doğayı kendi malı sanır. Dindar çevre dostu iken dinci kendisini doğanın / çevrenin efendisi gibi görür.
                                     (İlahiyatçı Cemil Kılıç)