AKP Milletvekili Fazlı Erdoğan ile AKP ilçe teşkilatı arasında soğuk rüzgarlar esiyor.

Rüzgar hem de öyle bir esiyor ki, sert mi sert!

Anlaşılan o ki; esinlikle bir yerden bir şeyleri koparacak.

Kim kimi koparır veya kim nasıl dağıtılır bilemem.

Bu rüzgarın sonunda milletvekili mi, teşkilat mı galip gelir?

Ama şu bir gerçek ki, il başkanlığı seçiminde milletvekilleri ile ters düşerek Celil Uzun’dan yana açıkça tavır koyan Ereğli örgütü çoktan hedefe oturtuldu.

Yani, emirlere uymadığı için kellesi isteniyor.

Aynı partinin içinde yaşananlara bakar mısınız?

Ne tuhaf değil mi?

İkide bir “demokrasi” veya “milli irade” diyenlerin kendisi gibi düşünmeyenleri yok etmek için her türlü anti demokratik yol ve yöntemlere başvurması

Milletvekili il başkanlığı seçimlerinin ardından Ereğli teşkilatına karşı açıkça tavır aldı ve  muhatap kabul etmiyor.

Koskaca AKP ilçe Başkanını ve yönetimini ciddiye almayıp dışlayan da yine AKP’nin milletvekili.

Tuhaf!..

“Eh işte bunların demokrasi anlayışı bu. Bunlardan ne köy olur ne de kasaba!” desem haksız mıyım.

Birbirini sevmeyenin vatandaşı sevmesi mümkün mü?

Hayır!

 

AKP Milletvekili Fazlı Erdoğan’ı siyasete ilk atıldığı yıllardan bu yana tanıyorum.

O çok sevimli ve şirin bir siyasetçi kimliğiyle öne çıkan Fazlı Erdoğan’ı yıllar çok değiştirdi.

Hele ki milletvekili olduktan sonra ki halini ile eskiyi karıştırınca şaşırmamak elde değil.

Hep düşündüm ve bunun sebebini de buldum bir parça.

Hani derler ya, bir insanı tanımak için para ve makam sahibi olunca bir, alkol alınca da iki olmak üzere tanırsın diye.

Bana ne Fazlı Bey’in parasıyla.

Allah daha çok versin ve daha çok istihdam yaratsın.

Ama milletvekili olmadan önce Topçalı yolundaki fabrikasının yolunun yapılmaması nedeniyle feryatlar koparan aynı Fazlı Erdoğan yedi senedir iktidar milletvekili olmasına rağmen, aynı yolun tam karşısındaki Bölücek yolunda sanayicileri bezdiren bir keskin virajı kaldırmıyor ise hiç kusura bakmasın ama ben bu milletvekilinin iyi niyetinden kuşku duyarım.

Ve hatta ayıplarım.

 

Fazlı Bey’in bize karşı olan sözlerini asla unutmam.

Bizi hedef gösterdi sürekli.

Ereğli’nin Ergenon’u diyerek "özgürlüğümüze zincir vurmaya" kalkarken ardından da “kapatın bu gazeteyi” sözleriyle ekmeğimizle de oynadı.

Olsun!..

Değerlendirmeyi kamuoyuna bırakıp asıl çıngarın koptuğu Celil Uzun ile kavgasına dönelim.

2004 Yerel Genel Seçimlerde Kdz. Ereğli’de bir gece mevcut belediye başkanının ailesi, namusu, şerefi ve onurunu ayaklar altına alan bir bildiği dağıtıldı gizlice.

Bu alçaklığı kimin yaptığını elbette kamuoyu gibi ben de çok merak ettim.

Gel zaman git zaman AKP’nin eski il Başkanı Celil Uzun beni telefonla aradı ve bazı açıklamalar yaparken bu konuya da değinerek “bildirileri Fazlı Erdoğan dağıttırdı” dedi.

İnanın o an şok oldum.

Celil Bey “biz dağıttırmayın diye uyardık!” diye konunun çok içinde olduğunu da ifade ederken, adeta “bu bildiriyi yazdıranı söylüyorum ama yazanı da basıldığı matbaayı da biliyorum” der gibi oldu.

Fazlı Bey bu iddiayı kabul etmedi ve Celil Uzun’u mahkemeye verdi.

Beni de tanık yazdırmış mahkemeye gittim ve bildiğim her şeyi dosdoğru anlattım Hatta mahkemeye gelmediğim sanısıyla çıkartılan ihzar kararıyla polis eşliğinde ikinci kez de aynı mahkemeye çağırıldım ve gittim.

İki günüm Fazlı Bey ile Celil Bey’in kavgası nedeniyle polis-adliye arasında yokoldu.

Şunu söylemek istiyorum.

Fazlı Bey milletvekili olduktan sonraki hali ile eski halini yan yana mutlaka getirsin.

Çok keskin.

Ve çok konuşup çok hata yaparak o sevimli halini yitiriyor.

Zonguldak’a çok hizmet etmesini şahsen beklediğim ve il seçildiğinde de arayıp kutlarken, siyasi düşüncemin tam zıttında olmasına rağmen “Ereğli meselelerinde bila ücret her türlü katkıyı veririm” sözümde halen daha sıcaklığını koruyor.

Fazlı Bey bu kavgalardan çok zarar görür.

Bir kez demokrasi anlayışının dar kalıplar içinde olduğunu ortaya koyarken, düşmanlar ordusunu  büyütür.

Sonuçta, Kdz. Ereğli özellikle son on yıl içinde çok şeyleri yitirirken, bu yitikler arasında milletvekillerinin de bulunmasını kimse istemez ki.

Kavgacı kimliğini suni barış çubuklarıyla yok edeceğini sananlar, sadece kendilerini aldatma alışkanlığını sürdürürler.

Fazlı Bey de şu anda bu sendromda dolanıp duruyor.

Keşke böyle olmasa