Kdz. Ereğli Tarih, Doğa ve Kültürünü Yaşatma Derneği’nin düzenlediği imza günü gerçekten çok başarılıydı. Kdz. Ereğli Belediyesi’nin de destek verdiği bu etkinlikte, Derneğin 1. Numaralı üyesi Haluk Hançer ile derneğin son üyesi Nuri Öztürk kitaplarını okurlarına imzaladılar.

Kitap ve etkinlik ve Ereğli.

Bu üçlünün bir araya geldiği imza gününde nefesler kitap kokuları ile alınıp verilirken, Ereğli’de özellikle son dönemde yazar sayısındaki artış kültür zenginliğimizin en güzel fotoğrafı.

Yakından izlemeye çaba gösterdiğim bu kültür ve sanat etkinliklerinin devamını dilerken, Kdz. Ereğli Tarih Doğa ve Kültürünü Yaşatma Derneği’nin yayımladığı kültür yayınlarının mutlaka her kütüphanede olması gerektiğine işaret etmek istiyorum.

Özellikle de okul müdürleri.

Öğretmenler.

Öğrenciler.

Tarih araştırmacıları.

İlçenin önemi kurumları.

Sosyal sorumluluk ilkesine saygılı kişi ve kurumlar, derneğe başvurarak Ereğli’yi anlatan ve tanıtan bu kitaplara sahip olmalıdırlar.

Olanakları geniş olanların ise yeni yıl hediyelerini bu kitaplardan seçmeleri, kente olan borçlarını ödeme şansı da sağlar kendilerine.

**

“Ya birader kaç gibi kaldık?” kitabının yazarı Nuri Öztürk bizim Kandilli’den çocukluk arkadaşımız.

Kandilli Kültür Derneği Başkanı Korhan Us, Nuri Öztürk ile bir Kandilli turu attık Pazar günü.

“Kandilli anavatan” der Korhan Us. Ve her gittiğinde Kandilli Başı’ndaki Atatürk Anıtı önünde fotoğraf çekimi yapar ve sosyal medya hesabından “Anavatandayım” der.

Bu kez de öyle oldu.

Fotoğraf karesine bu kez Nuri ile beni de aldı.

Kandilli başında bizi görenler araçlarını durdurup inerek sevgi dolü sözleriyle “hoş geldiniz” derken Kandilli’nin sembolü olan takın yıkılarak yeniden yapılmışına baktım.

İnanın baktıkça canım yandı.

Birincisi Sait Arman Güneşi’nin çizdiği tak ile şekil olarak aynı gözüküyor ama orijinalini gibi değil.

Hadi bunu geçtim de, abi o tak yolun ortasına yapılmış ya.

Bölünmüş yolun bir kısmını kapatan bu tak trafik kazası yaptırır.

Takın ayakları yolun tam ortasında.

Allah Allah!

Bu nasıl mühendislik?

Hiç mi kimsenin aklına gelmedi böyle bir uygulamanın tuhaf kaçacağı.

Takı eski yerine ve eski ölçülerine göre yapsalar böyle bir saçmalık ortaya çıkmazdı da.

Yapmışlar işte.

Ha bana kalsa ertesi günü o trafik açısından sakıncalı o takı söker ve eski yerine eski projesiyle inşa ettiririm.

Olmamış.

**

“Kandilli nasıl kurtulur?” üzerine o bitmeyen görüş alış verişlerimizde, beldenin kamu mallarının korunmasında gereken özenin gösterilmemesi canımızı en çok yakan konu olarak hep karşımızda.

Çocukluğumuzun geçtiği alanların harabeye döndürülmüş halleri, yıllar sonra Kandilli’ye gelip de gördükleri karşısında ağlayıp gidenler gibi, kimin/kimlerin canını yakmıyor ki?

Sahipsiz bırakılmış bir Kandilli’de anlaşılan o ki, yarınlarda bugünleri bile çok arayacağız.

Kandilli ağlıyor.

Kandilli bu derin yalnızlığı içinde aradığı ışığı da bir türlü göremiyor.

Nasıl görsün ve umut dolsun ki, tarihi varagelin de son kalıntıları daha ne kadar kalacak bakalım ayakta.

Konu “tarihi” sözcüğüne geldiğinde bazı kesimler öyle rahatsız oluyor ki, hemen akıllarına gelen de “yıkalım” oluyor.

Yıkıyorlar ve yıkacaklar da!